Ana Sayfa Kendi Kendine Gözlük Değişimin ve Gelişimin Doğasını Anlamak

Değişimin ve Gelişimin Doğasını Anlamak

            Yıl 1875, iki adam gösterilerinde birer şişe arseniği aniden kafalarına dikti. Arsenik fare zehri üretiminde kullanılan insanı anında öldürecek derecede zararlı bir madde. Fakat, bu iki adam seyircilerin şaşkın bakışları karşısında dimdik ayakta duruyorlardı. Bu adamlar, özel bir güce sahip olmamalarına rağmen neden zehrin etkisiyle hemen yere yığılmamışlardı?

            Yeni bir enstrüman çalmak isteyen bir arkadaşım geçenlerde bana ilerleyişinden memnun olmadığını dile getirdi. Ona göre bu kadar çalışmanın sonucu daha fazlası olmalıydı; daha çok parçayı daha usta şekilde daha kısa sürede çalmayı hayal etmişti. Bununla alakalı beklentisi karşılanmayınca da çalmayı bıraktığını öğrendim. Pek çoğumuzun böyle hikayeleri vardır. Bir şeye merak sararız, bir heyecanla başlarız, onunla ilgili hayaller kurarız. Fakat, beklediğimizden çok daha fazla azim ve disiplin gerektirdiğini fark edip vazgeçeriz. Bu, kendimizi yeterince tanımamakla ilgili değildir. Daha çok kısa vadede karşılığını almadığımız çabaların boşuna olduğuna dair inancımızla alakalıdır.

Harcanan zamanla aldığımız sonuçlar lineer şekilde gerçekleşmez. Aslında olan yukarı doğru yavaş yavaş evrilen çizginin gösterdiği gibidir.
Kaynak

            Bir video oyununda seviye 1’de yeteneklerimiz oldukça kısıtlıdır. Fakat yeterince oynadığımızda her seviyede güçlenerek yeni yetenekler geliştiririz. Oyunun son canavarını ilk 3 seviyede kazandığımız deneyim ve güçle öldürmemiz mümkün değildir. Oyunun kuralları buna izin vermez. Her aşamayı adım adım geçmemiz gerekir. İnsanın da çabalarının karşılığını alıp hayalinde canlandırdığı performansı göstermesi için oyunun kurallarına göre oynaması gerekir. Potansiyel gelişim, belirli bir süre hiç ilerleme yokmuş hissiyle disiplinli bir çalışmayı sürdürerek ortaya çıkabilir. Beklediğimizden daha yavaş ilerlemek motivasyonumuzu kırabilir ama oyunun kuralı budur.

            Bir füzenin harcadığı yakıtın çoğunu kalkarken harcadığı söylenir. Çünkü, asıl hızına kavuşması için yer çekiminden kendini kurtarması gerekiyordur. Füze, bir süre boyunca sanki hiç yukarı çıkmıyormuş gibi görünse de çok yavaş da olsa yükselmeye başlar. Dahası, füze en fazla yakıtı hiç yükselmiyormuş gibi göründüğü bu anda harcar. Bu metaforu bizim durumumuza oldukça uygun buluyorum. Yeni bir alışkanlık oluşturmak ya da kendimize yeni bir beceri katmak istediğimizde başlangıçta, yolun geri kalan kısmından çok daha fazla enerji harcamamız, çaba göstermemiz gerekir. Hızımızı alana kadar boşa kürek çekiyormuşuz gibi gelse de almayı umduğumuz karşılık uzun vadede kendini gösterecektir.

            Peki, arsenikle kendilerini zehirleyen adamların hikayesiyle bu anlatılanların ne ilgisi var? Bu iki adam elbette seyircilerin önünde olmasa da kısa süre içinde arsenik zehirlenmesinden öldüler. Hemen ölmeme sebepleri ise, arseniği her gün azar azar alarak vücutlarına bağışıklık kazandırmaları. Etkisini hemen göstermediği için zehirlenmediklerini sanmışlardı. Ama, yavaş yavaş da olsa zehirleniyorlardı. Tıpkı, füzenin ilk başta yükselmiyormuş gibi görünmesi ya da hemen sonuç alamadığımızda bizim yerimizde saydığımızı sanmamız gibi.

Kapak Resmi – Yuval Robichek

Boğaziçi Üniversitesi mezunu bir psikolojik danışman olarak dinmeyen bir merakın verdiği enerji sayesinde, okumanın ve yazmanın bilgelik getireceği ümidiyle sürdürülen bir yaşam...

CEVAP VER

Yorum yapmak isteyebilirsiniz.
Lütfen isminizi buraya giriniz