Ana Sayfa Uzmana Gözlük Varoluşçu Psikolojinin Vaka Üzerinden Açıklanması 2: Terapinin Doğası

Varoluşçu Psikolojinin Vaka Üzerinden Açıklanması 2: Terapinin Doğası

Varoluşçu psikolojinin kavramlarını incelediğim ilk yazıyı önce okumak isteyebilirsiniz:
Varoluşçu Psikolojinin Vaka Üzerinden Açıklanması 1: Temel Kavramlar

Bu yazımda Varoluşçu Psikolojinin Vaka Üzerinden Açıklanması: Temel Kavramlar isimli ilk yazımda incelediğim vakayı Varoluşsal Psikoterapi’nin doğası, amacı, yöntem ve değerlendirme üzerinden incelemeye devam edeceğim.

TERAPİNİN DOĞASI

Değerlendirme:
    VT çoğu değerlendirmenin danışanla danışman arasına mesafe koyduğunu, gerekli olan otantik etkileşimi engellediğini ileri süre

Terapist, Bülent’i yargılamadan dinler, onu tanımaya çalışır. Kendi otantikliğini bozmadan, onunla bir kişilerarası iletişim gerçekleştirir. ( Kendi olmayı bozmadan koşulsuz kabulle dinleme – tüm terapi yöntemlerinde görürüz-)

TERAPÖTİK ATMOSFERE GENEL BAKIŞ:

Danışan ve terapistin anlık sübjektif  yaşantılarına odaklanır.
    VT terapistleri danışanlarıyla ilişkilerinde oldukça aktiftir, fakat problemlere çözüm önermeye çalışmazl
    Danışanı nihai konularla yüzleşme evresine geçiş için cesaretlendirir ve danışanlara meydan okuyucu bir duruş sergiler.

Terapist, terapi sırasında yaşanılan anı sürekli sorgulamaktadır. Gerekli koşullarda şu soruları yöneltebilir «Şu an ne yapıyoruz? Ne paylaşıyoruz?» ve onu da ana dahil etmeye çalışır.

* «Şimdi ve burada» tekniğinde görülen sorular.

DANIŞAN VE DANIŞMAN ROLLERİ:

Danışman, 
-danışman bir ast üst ilişkisi kurmadan kendi varoluşunu da ortaya koyar.
-kendi düşünce ve değerlerinin farkında olup bunu danışma sürecine yansıtmamak için kendini kontrol altında tutar.
-danışan-danışman ilişkisini belirsizleştirerek otantik bir sürece sokar.
-danışanın özgürlük ve sorumluluğunu fark etmesinde ona bir ayna görevi görerek onu cesaretlendirir.

Danışan, 
-süreçte aktif bir rol üstlenir,
– özgürlük ve sorumluluklarının farkına varmaya başlar,
– kendi varoluşsal kaygılarını keşfeder ve bunlarla yüzleşmek için cesaret kazanır.

Bülent, terapi sürecinde aktiftir. Kendi seçimleriyle belirleyeceği bir keşfetme sürecine girmiştir. Terapist, bunun sonucunda ortaya çıkabilecek acılarla yüzleşmesi için Bülent’i cesaretlendirecektir. Ona, hayatının anlam arayışında yanında olduğunu ve onun değerlerine saygı duyduğunu hissettirir. Terapi sürecinde gerçekleşebilecek meydan okumalara karşı kendini hazır hissetmektedir.

TERAPİ SÜRECİ

Bugental ve Kleiner(1993), şu temel ilkelerini sunmuşlardır:
Psikolojik sıkıntının altında varoluş konuları olduğu kabul edilir.
Her danışanın bireyselliği ve insan oluşuna saygı duyulur.
Danışanın kendi kendisi oluşu, farkındalığı veya sübjektifliği esas alınır.
Şu andaki yaşamda her şeyin geçici olduğu ve sübjektifliği vurgulanır. Bu nedenle geçmiş ve geleceğe, şu an ilişkisi bakımından bakılır.

Terapist, Bülent’le olan ilişkisinin her ikisini de etkileyeceğini bilmektedir. Anlık ve kendine dürüst olmakla onun dünyasına girmeye çalışacaktır. Ancak bazı anlarda bu etkileşimin yoldan sapabileceği, bazı konuşmaların Bülent üzerinde direnç yaratabileceğinin farkındadır. Geçmişe üzüntü duyma ya da geleceğe karşı ümitsizliğinden yola çıkarak varoluşun biteceği gerçeğiyle yüzleştirerek şu ana odaklamaya çalışır.

AMAÇLAR:

Temel amaç, danışanın temel sorunlarla yüzleşerek yaşam özgürlüğü kazanmasına teşvik edilmesidir.
    Danışanın sorumluluklarını anlaması için içgörü kazanmasında ve danışanın varoluşunu yaşamasında ona yardımcı olmaktır
    Özgürlüğü engelleyen katı alışkanlık ve zorunlu hissettiklerinden kurtulmasının yolları araştırılır.

Terapist, Bülent’in yaşamış olduğu bu sıkışmışlıktan çıkabileceğine ve kendi seçimleriyle bir gelecek kurabileceğine inanır. Bülent’in temel sorunları hakkında alması gereken sorumlulukları ve yüzleşmesi gereken noktaları keşfetmesinde ona yardımcı olacaktır. Bülent’in onu çepeçevre saran problemlerin geniş perspektiften bakıldığında aslında varoluş kaygısını içerdiğini anlaması ve iç görü kazanması yönünde Bülent’i teşvik edecektir. 

YÖNTEM:

«Fenomenolojik inceleme yöntemi» kullanılır.Fenomenolojik yöntem danışanın anlattıklarını «o anda» ve «çeşitli düzeylerde» yaşama ile gerçekleştirir.Danışanın sözlü ifadeleri ve nasıl anlattığı üzerinde durulur. Bu danışanın fenomenini anlamada önemli bir yöntemdir.

Terapist, Bülent’in anlattıklarına bağlı kalarak onun fenomenini anlamaya çalışır. İletişim esnasında Bülent’in vurgu ve tonlamalarına, bunları hangi konularda daha farklı yansıttığına odaklanır ve Bülent’in sözlü ifade etmediği durumlarda da anlatmak istediklerini anlamaya çalışır. 

TEKNİKLER

Teknikleri  katı, rutin ve yönlendirici oldukları için kullanmazlar.
    Danışana özgü olarak bazı teknikleri kullanabilirler. Fakat genel olarak bu terapide teknik ikinci planda yer alı

    Kullandıkları teknikleri var olan danışma yaklaşımlarını içerecek şekilde geniş bir alandan seçerler.

Birkaç teknik örneği vermek gerekirse:

  • ÖLÜMÜN FARKINDALIĞINI ARTTIRMA TEKNİKLERİ:

    – Mezar taşına ne yazacağını sormak, ölümlerini hayal ettirmek*, düz bir çizgi düşündürmek … gibi.
*Yönlendirilmiş fantezi. (bir terapi tekniği başlığı olarak karşımıza çıkar)

Terapist, danışandan düz bir çizgi hayal etmesini ister. Bu çizginin bir ucu doğum bir ucu ise ölümdür. Danışana şuan bu çizginin neresinde olduğunu sorar ve bunu 5 dk. düşünmesi için ona zaman tanır.

  • SORUMLULUK VE FARKINDALIĞIN ARTTIRILMASINA YÖNELİK TEKNİKLER:

Yüzleştirme
Şimdi ve burada

Terapist Bülent’in kararsızlıklarıyla kendisini bir çıkmaza sürüklediğini, arada kalmışlık duygusuyla yaşarken hayatındaki anlamı kaybettiğini ve aslında yaşamı kaçırdığını belirtir. Eğer hayatı istediği gibi yaşamak istiyorsa kendi seçimlerini oluşturması ve bu seçimlerin bedeli olarak kaybedeceği şeylerin veya kazanacaklarının sorumluluğunu alması gerektiğini söyleyerek yüzleştirme yapar.
Ayrıca herkesin dünyayı algılayışının farklı olduğunu ve kimsenin onu tam anlamıyla anlayamayacağından bahsederek çevresinden bu beklentisinin ne derece doğru olduğunu sorgulamaya yöneltir.
*Bu teknik sırasında danışanda direnç belirtileri gözlenebilir.

  • TERAPİSTİN KENDİNİ AÇIĞA VURMASI:

      Terapist yeri geldiğinde danışana kendini açmaya isteklidir. Danışmanın kendini açması iki şekilde olur:

Terapi süreci hakkında
 Danışanın terapiyle sürecinde terapisti engelleyici ya da rahatsız edici davranışları üzerine terapistin konuşması. Örneğin, seanslara geç kalması olabilir.

Danışmanın kendi varoluşçu mücadelesi hakkında
Danışman gerekli gördüğü koşullarda danışana kendi varoluşsal mücadelesiyle ilgili paylaşımlarda bulunabilir.

  • PARADOKSAL NİYET:

    Burada danışan sıkıntı veren bir semptom, problem veya yaşantıyı bilerek sonuna kadar yaşaması için cesaretlendirilmeye çalışılır.

Terapist, Bülent’ in kişilerarası ilişkilerde yaşadığı problemler nedeniyle sevdiklerini kaybetme korkusu onda bir kaygı yarattığının farkındadır. Bülent bu kaygı sebebiyle sinirli bir insana haline dönüşmekte ve aslında sevdiklerini kendinden daha çok uzaklaştırmaktadır. Terapist bu tekniği bu vakada kullanmak istemeyebilir, çünkü Bülent’in bu durumu sonuna kadar yaşaması onun mitwelt alanını daha da olumsuz yönde etkileyebilir.

  • RÜYA ANALİZİ:

     Yalom, bu terapi yönteminde rüya analizi kullanmaktadır. Rüya analizinde Freud gibi cinselliğe dayalı açıklamalar yerine ölüm üzerinde durur.

Bülent rüyasında; bir sabah işe gitmek üzere hazırlanır ve aynada kendine bakar. Sonra oda bir anda kararır. Hızlıca kapıya doğru koşmaya başlar. Kapıda ışığı görmektedir. Fakat o ne kadar koşarsa koşsun oda gittikçe genişlemektedir. Kapıya tam ulaşmak üzereyken terler içinde uyanır.
Terapist, odanın kararmasını ölüm, ışığı ise yaşam isteği olarak yorumlar. Aynada kendine bakması ise yaşlandığını ve ölüme yaklaştığını fark etmesi anlamına gelir. Bülent’in kapıya ulaşamaması ise onun yaşam isteği ve umutlarının olduğunu ölümden kaçmak istemesini gösterir.

Bu iki yazıda Varoluşsal Psikoterapiyi uzun uzadıya inceledik. Genellikle genç yetişkin ve orta yaş gruplarında daha etkili olduğu söylenen bu yöntem bana kalırsa her yaş grubunda uygulanmaya uygun.

Hepinize hayatınızdaki anlamı keşfedebildiğiniz ve aldığınız sorumluluklarla özgürleştiğiniz günler diliyorum.

İstanbul Kültür Üniversitesi 17’ mezunu bir psikolojik danışmanım. Her zaman insan ilişkileri, insan davranışları, duyguları ve sebeplerine çok ilgi duydum. Çocukken ebeveynlerimin davranışlarını anlamlandırmaya çalışarak başlayan bu yolculuk, ergenlikte kendimi ve nihayetinde insanı anlama ve anlamlandırmaya vardı. Bu yolda olmayı severken bir yandan yolu paylaşmayı, yolda öğrenmeyi ve bu yolda olabildiğince kalmayı amaçlıyorum.

CEVAP VER

Yorum yapmak isteyebilirsiniz.
Lütfen isminizi buraya giriniz