Ana Sayfa Kendi Kendine Gözlük Önemli Bir Karar Verirken Ufkunuzu Açacak İlke ve Pratikler

Önemli Bir Karar Verirken Ufkunuzu Açacak İlke ve Pratikler

          Karar vermek bazen çok hızlı olduğu için fark etmediğimiz ama sürekli yaptığımız bir davranış. Sonuçlarını ne kadar çok düşünüp hesaplarsak o kararı almaktan vazgeçme ihtimalimiz artar ve aldığımız/almadığımız kararların bedelini öderiz. Aynı zamanda, doğru ilkeler ve düşünme yöntemlerini kullanarak uygulamaya döktüğümüz kararlar bizi mutlu da edebilir.

1) Verdiğiniz Kararların Fırsat Maliyeti

          Küçük veya büyük hangi kararı alırsak alalım hesaba katmamız gereken temel bir kavramla başlayalım: Fırsat maliyeti. Mesela, sinemada bir film izlemeye karar verecek olalım. Bunun için 2 saat ve 50 TL harcamamız gerekiyorsa, alternatif olarak bu zaman ve parayla yapılacak başka seçenekleri reddetmiş oluruz. Mesela, bir kafede arkadaşımıza tatlı ısmarlamak ya da yalnız vakit geçirip parayı da yatırım için kullanma seçeneklerimizi hiç düşünmeden elemiş oluruz. Pek çok kararınızdan fırsat maliyetini düşünmeye başlar başlamaz vazgeçtiğinizi fark edebilirsiniz.

2) Pişmanlık Egzersizi: Kararsızlığın Bedeli

          Önceliklerimizi belirlerken kullanabileceğimiz bir düşünme şekli olarak “pişmanlık egzersizi”nden bahsedebiliriz. O günü hangi işe öncelik vererek geçirmek istediğinize karar verirken kendinize şu soruyu sorun: “Gün bittiğinde en çok hangi işi/görevi yerine getirmezsem pişmanlık duyarım?” Cevabı her ne ise ilk yapmanız gereken iş muhtemelen o.

          Uzun vadeli kararlar için de aynı egzersizi kullanabilirsiniz. Özellikle risk algıladığınız durumlarda sizi konfor alanında tutan kararlarınızı hatırlayabilirsiniz. Teknoloji yöneticisi ve bir girişimci olan Sukhinder Singh Cassidy, iş görüşmesi yaptığı kişilere en büyük pişmanlıklarını soruyor. Sonucunda, çoğunun yaptıklarından değil, risk alamadıkları için girişmediği işlerden pişman olduklarını öğreniyor. Belki de 10-20 yıl sonrasında pişman olma ihtimallerini hayal ederek o riski almaya karar verebilirlerdi.

3) İki Yönlü Düşünmek ve Kararlardan Vazgeçebilmek

          İki yönlü seçimlere kendimizi daha fazla açmalıyız. Pek çok kararın arkasında bizi ne beklediğini bilmeyiz. Aldığımız kararın geri dönüşü olmadığını zannederiz. Hâlbuki çoğu kararımız, alındıktan sonra da değişime açıktır. Fakat biz zihnimizde “vazgeçme”yi kötü bir kelime olarak kodladığımız için bu seçeneği kafamızdan eleriz.

          Eğer bir kitaba başlayıp beğenmediyseniz bırakıp vaktinize değecek başka bir kitapla devam edebilirsiniz. Bir ilişkiye başlarsınız ve bir noktadan sonra işlerin yolunda gitmediğini hissedersiniz. Bu durumda vazgeçmek, birlikte daha mutlu olacağınız başka birini bulma ihtimaline kucak açmak anlamına gelecektir. Davranışsal karar bilimi uzmanı ve yazar olan Annie Duke, “Vazgeçmeyi bilmek, inançla sarılacağınız daha iyi kararlar almanıza yardımcı olur” diyor.

4) Hatalı Kararlarınızı Gözden Geçirmek

          Hatalarınızı gözden geçirmek ve onları itiraf etmek alacağınız kararların kalitesini artıracaktır. Geçmiş kararlarınızın bedel ödeten sonuçlarından hareketle öğrenme sürecinize odaklanabilirsiniz. Hatta bazen olumlu sonuç alsanız bile kararlarınızı sorgulamanız gerekir. Bir anlık sezgiyle bir borsa hissesi satın alırsınız ya da hiçbir pazar araştırması yapmadan bir iş kurarsınız. Bu kararlarınız şansınız yaver giderse sizi zengin de edebilir. Fakat aynı karar alma tarzıyla devam ederseniz, zararınız günün sonunda iki katına da çıkabilir.

          Yine de “Hayat çoğu zaman poker oynamak gibidir, satranç değil” diyor Annie Duke. Yani, aldığımız kararların sonuçlarını tamamen öngörmek mümkün değil. Hayatın satranç gibi kuralları yoktur ki onlara uyarak beklediğimiz sonuçları elde edelim. Öyle ki şans faktörü, kararlarımızın sonuçlarını hayallerimizin çok daha ötesinde etkiliyor olabilir. Bu yüzden hata yaptığınızda kendinize yapacağınız en büyük iyilik, hatalarınızı daha etkili kararlar alabilmek için kullanmak olacaktır.

Boğaziçi Üniversitesi, "Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik" bölümü mezunuyum. Çok yönlü gelişime ve farklı disiplinlerden beslenmenin önemine inanırım. Danışanlarıma ve öğrencilerime destek olurken kendi hayatımdaki da çokça faydasını gördüğüm Mindfulness temelli yaklaşımları ve ACT Terapi çalışmayı tercih ederim.