Ana Sayfa Kendi Kendine Gözlük Beyin Fırtınası Gerçekten Düşünüldüğü Kadar Etkili mi?

Beyin Fırtınası Gerçekten Düşünüldüğü Kadar Etkili mi?

            Beyin fırtınası popular olduğu kadar etkinliği tartışılan bir bir kavram haline geldi. Genel kanının aksine yaratıcılığı beslemesi beklenen bu aktivite tam olarak kurallarına göre uygulanamadığı için verimsiz toplantıların sorumlusu bile olabilir. Kavramın yaratıcısı Alex Osborn yaratıcı fikir üretimini sağlaması için bu tekniği 4 kurala bağlamış.          

  1. Olabildiğince çok sayıda fikir üret, kaliteli olup olmaması önemli değil.
  2. Eleştiri veya yargılama olmadan her fikri not al; “en kötü fikir, fikirsizlikten iyidir.”
  3. Çılgın fikir akışını cesaretlendir; saçmalamak serbest!
  4. Fikirler arasında bağlantı kurarak geliştir.

            Sizce, toplantılarda bu maddelerden hangisini daha fazla önemsiyoruz? Genel kanının aksine en önemli madde çok sayıda fikir üretilmesiyle 2. madde değil. Beyin fırtınasının gerçekten işe yaraması için daha çok 4. maddeyi ön plana almak gerekiyor. Çünkü yaratıcılık, yalnızca çok sayıda fikir üretmek değil; tartışılan fikirlerin birbirine eklemlenmesiyle yeni ve daha gelişmiş başka fikirlerin ortaya çıkma sürecidir.

            Beyin fırtınasının etkinliğini azaltan diğer faktör ise hiyerarşik etki. Buna göre, toplantı odalarındaki güç ilişkilerini dikkate almak gerekiyor. Toplantıdaki bazı kişilerin daha fazla güç ve etkiye sahip olduğu senaryoda, serbest fikir atışına herhangi bir kaygı duymadan her çalışanın katılmasını beklemek pek gerçekçi değil. Ayrıca bazı kişiler kendi fikirlerinden o kadar emin olabilirler ki, başka fikirler onun yanında sönük görüneceği için hiç dile getirilmeyebilir. Böylece ilk ve baskın olan fikre diğerlerinin de katılmasıyla belki de eşdeğer başka bir fikrin öldüğünü fark etmeyiz bile.

Alternatif Yaklaşımlar

            Şirketlerdeki beyin fırtınası furyasının maksadı, yaşanan sorunlara yaratıcı çözümler üretebilmek ve şirketin her manada zenginleşmesini sağlamaktır. Bu amaç doğrultusunda, işe yaradığı uzmanlarca düşünülen ve araştırmalarla desteklenen alternatif yöntemleri ele almaya ne dersiniz:

  1. Şirketteki herkesin fikrine kıymet verin. Yalnızca o projeyle uğraşan kişiler, dışarıdan hiç ummadıkları bir kişinin fikriyle aydınlanma yaşayabilirler. O işe çok fazla odaklandığımızda yaratıcı fikrin oluşabileceği boşluğu zihnimiz yakalayamayabilir. Farklı perspektiften bakan alakasız birinin bakışı bize ilham verebilir. Animasyon şirketi Dreamworks’ün genel mottosunun bu maddeye dayandığını söyleyebiliriz.
  2. Çeşitliliğe dayalı bir ekibe sahip olun. Şirket kültürüne uyum sağlayan kişilerle çalışmak size güvende hissettirir. Fakat, statükoyu sorgulayan kişiler şirketiniz gelişmesi için çok daha etkili fikirler sunacaktır. Bazen şirket yöneticilerinin eleştirel dönütlere ihtiyacı olur. Bunun yanında, farklı arka planlara sahip çalışanların varlığı şirketinizi kelimenin tam manasıyla zenginleştirir. Ayrıca kendilerini çeşitli alanlarda besleyen çok yönlü çalışanlara sahip olmak da yaratıcı süreci güçlendirebilir.
  3. Oyunbaz düşünme zamanı yaratın. İnsan doğası itibariyle sürekli çalışarak üretken olmaya uyumlu bir varlık değil. Oyun ve eğlencenin yer bulduğu bir çalışma kültüründe çalışanlar daha özgür ve güvende oldukları için aidiyet hisleri güçlenir. Eğlenmek ve kafa dağıtmak çok temel bir ihtiyaç olarak karşılandığında, zihnimiz yeni olasılıklara daha açık hale gelecektir. Çocukların oyun oynarken ne kadar yaratıcı olabildiklerine eminim çok defa şahit olmuşsunuzdur. Google ve Apple gibi şirketler çalışanlarına böylesi zamanlar açtıkları için örnek gösterilirler.
Boğaziçi Üniversitesi mezunu bir psikolojik danışman olarak dinmeyen bir merakın verdiği enerji sayesinde, okumanın ve yazmanın bilgelik getireceği ümidiyle sürdürülen bir yaşam...

CEVAP VER

Yorum yapmak isteyebilirsiniz.
Lütfen isminizi buraya giriniz