Ana Sayfa Bilişsel Uyumsuzluk

Bilişsel Uyumsuzluk

Bilişsel uyumsuzluk (İng: cognitive dissonance), bireyin birbiriyle çelişen iki veya daha fazla bilişi (inanç, tutum, davranış) aynı anda taşımasından kaynaklanan psikolojik gerilim durumudur. Leon Festinger tarafından 1957’de kuramlaştırılmıştır.

Bilişsel uyumsuzluk rahatsız edici bir deneyimdir ve birey bu gerilimi azaltmak için motivasyon duyar. Uyumsuzluğu azaltmanın üç temel yolu vardır: çelişen bilişlerden birini değiştirmek (tutum değişikliği), yeni bilişler eklemek (rasyonelleştirme) veya çelişen bilişin önemini azaltmak. Örneğin sigara içen biri “sigara sağlığa zararlıdır” bilgisi ile “sigara içiyorum” davranışı arasında uyumsuzluk yaşar. Bu gerilimi azaltmak için sigarayı bırakabilir, “dedelerim de içti, 90’ına kadar yaşadı” diye rasyonelleştirebilir veya sağlık riskini önemsizleştirebilir.

Festinger’in klasik “yetersiz gerekçe” (insufficient justification) deneyi, sıkıcı bir görevi az parayla yapan katılımcıların görevi daha eğlenceli bulduğunu göstermiştir — çünkü düşük ücret davranışlarını haklı kılamadığında tutumlarını değiştirerek uyumsuzluğu azaltmışlardır.

Bilişsel uyumsuzluk kuramı, ikna, tutum değişikliği, karar verme ve tüketici davranışı araştırmalarında yaygın olarak kullanılmaktadır.

Ayrıca bakınız: Tutum, Sosyal Psikoloji, İkna, Rasyonelleştirme, Festinger, Karar Verme

Mücahit Emin Türk
Uzman Psikolojik Danışman Felsefe okur ama çok anlamaz, çok düşünür. öğrenmeyi sever bilmeyi değil. Hayatı bilmez, kendini bilmez ama anlamaya çalışır. Kendi yolunda