Psikolojik araştırmalar gündelik rutinlerimizde gözden kaçan gerçekleri ortaya sermek için ilginç ve pratik sonuçlar sunabiliyor. Bu yüzden psikoloji alan dışındaki birçok kişinin de hem kendini geliştirmek hem de merakını dindirmek için başvurduğu bir sosyal bilim dalı. Ben de buna yönelik olarak psikolojinin beş farklı dalından araştırmaları sizin için derledim.

  1. Sağlık Psikolojisi: Göz sağlığı taramalarında kullanılan harflerin büyükten küçüğe sıralanmasının görme becerimizi olumsuz etkilediğini söylesem? Bu klasik çizelgenin üzerimizde yarattığı olumsuz bir beklentiden dolayı görmeye yönelik inancımız zedeleniyor. Harfler küçüldükçe okuyabileceğimize olan inancımız azalıyor ve olabileceğinden daha azını görebiliyoruz. Ancak bir araştırmada harfleri ters yüz ediyorlar. Yani çizelgeyi büyük harflerle değil küçük harflerle başlatıyorlar. Buna göre katılımcılar önceden okuyamadıkları harfleri okuyabildiklerini fark ediyorlar. Dahası da var. Normal çizelgenin ilk üç satırı çok rahat okunacak büyüklükte oldukları için bu kısmı çizelgeden çıkararak tekrar okutuyorlar. Orijinal çizelgeyle kıyasladıklarında dördüncü satırdan başlayan bu çizelgede katılımcıların daha küçük harfleri okuyabildiklerini saptıyorlar.
  2. İkna Psikolojisi: Yapılan bir araştırmaya göre, görselleştirme bir bilginin inanılırlığını kuvvetlendiriyor. Araştırmaya göre, “Magnezyum termometrenin içindeki sıvı metaldir.” ya da “Zürafa zıplamayan tek memeli hayvandır.” ifadelerinin yanına termometre ve zürafa resimlerini yerleştiriyorlar. Bu İfadelerin yanına resim koyduklarında katılımcıların bu ifadeleri onaylama ihtimalinin arttığını gözlemliyorlar. Resimler herhangi bir kanıt teşkil etmiyor olsa da katılımcıların farklı bir duyu organını kullanması inanma ihtimalini güçlendiriyor. Sosyal medyadaki yalan haberlerin neden bu kadar çabuk kabul gördüğünü ve yayıldığını gösteren araştırmalardan biri.
  3. Sanat Psikolojisi: Bir deneyde, katılımcılara yarısı sanat galerilerinden gelen diğer yarısı da araştırmacılar tarafından bilgisayarla yapılan resimler gösteriliyor. Ancak bir hile var ki, üzerindeki etiketlerden eserin nereden geldiği anlaşılıyor. Ancak bu etiketler rastgele yapıştırılmış durumda. Yani, katılımcılar hangi resmin galeriden geldiğini asla bilmiyor ama üzerindeki yanıltıcı etikete bakarak galeri resmi zannediyorlar. Katılımcıların hangi resimden ne kadar haz aldıklarını ölçmek için beyin görüntüleme cihazlarından faydalanıyorlar. Sonuçta, katılımcılar galeri etiketli resimlere bakarken haz bölgeleri daha fazla harekete geçiyor. Aslında bilgisayar tarafından yapılmış olsa da aldıkları hazda bir değişim olmuyor. Tam tersi bilgisayar tarafından yapıldığı zannedilen galeri resimleri de gerçek hazzı veremiyor.
  4. Endüstri Psikolojisi: Bir deneyde, bilgisayar faresi üreten hayali bir şirketi zor durumdan kurtarması için 150 işletme öğrencisinden strateji üretmeleri isteniyor. Bu öğrencilere analoji (benzerlik) kurabilmeleri için Nike, Apple, Dell ve MCdonalds gibi şirketlerden yardımcı olacak strateji örnekleri veriliyor. Kontrol grubundaki öğrencilere ise herhangi bir analoji imkânı verilmiyor. Şaşırtıcı olmasa gerek, benzetme verilen öğrenciler benzetme verilmeyenlerden daha fazla strateji üretmeyi başarıyor. Asıl ilginç nokta şimdi geliyor. Apple ve Dell gibi yakın örnekler değil, Nike ve MCDonalds gibi alakası olmayan örnekler, katılımcıların daha etkili stratejiler üretmesini sağlıyor. Elbette katılımcılar sağduyuları gereği, teknoloji şirketlerinden verilen benzetme örneklerinin daha etkili olacağını zannediyorlar. Hepimiz öyle zannederdik zaten, değil mi? Ancak bu araştırmaya göre, benzetmeler ne kadar alakasız görünürse o kadar etkili oluyor.
  5. Pozitif Psikoloji: Yapılan bir araştırmada katılımcılar iki gruba ayrılıyor ve gözleri bağlanıyor. Her iki gruba da meyve suyu tattırılıyor. Bir farkla ki, ilk gruba aynı zaman aralıklarıyla meyve suyu veriliyor. Diğer gruba ise rastgele zaman aralıklarıyla, yani sürpriz ve beklenmedik anlarda meyve suyu veriliyor. İlk grupta bir süre sonra beyinlerindeki zevk alma bölgesi daha az aktive olmaya başlıyor. Çünkü aldıkları keyfe alışmaya başlıyorlar. Ancak rastgele zamanlarda meyve suyu verilen grubun aldığı zevk miktarı daha canlı bir şekilde sürüyor. Ödül rutin hale gelince heyecanı kaybolur. Ama bilinmezlik sonrası yaşadığımız haz ve belirsiz bir bekleyiş bizi mutlu eder. Bu yüzden her ay aynı gün yatan maaş bizi heyecanlandırmazken, montumuzdan çıkan parayla keyfimiz yerine gelebilir.